• BIST 97.149
  • Altın 282,758
  • Dolar 5,7454
  • Euro 6,3899
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 20 °C

BAL TUTAN PARMAĞINI YALAYAMAMALI!

HAYATİ KARACA

Yıllar yılı yaşanılan tecrübelerden süzülerek gelen ve toplumsal hafızamızda yer edinen atasözlerimiz ve deyimlerimizden her zaman ders çıkarmamız gerektiğini düşünmüşümdür. Ancak 'Bal tutan parmağını yalar' ya da 'Devletin malı deniz yemeyen keriz" şeklindeki deyimler - bir durum tespiti için de olsa- keşke hiç söylenmeseydi. Zira bu atasözlerini ve deyimleri kasıtlı olarak çarpıtıp, kamu üzerinden zenginleşmede kendince bir kılıf olarak kullananlar var. 
Kamu kaynakları üzerinden zenginleşme hem dinen hem de vicdanen yapılabilecek en kötü şeydir. Bal tuttuysanız elinizi silin ama asla yalamayın! Devletin malını deniz, yemeyeni keriz olarak görmeyin. Bunun aksi; toplumları içten içe çürüten, adalet duygusunu temelinden sarsan ve sosyal adaletsizliklere neden olan çok sakat bir anlayıştır. Kamu kaynaklarını hoyratça kullananlara bile sıfır toleransımız olmalı. 
Toplum olarak değer erezyonu yaşadığımız bu konulardaki duyarlılık eşiğimizin düştüğünü de üzülerek söylemek zorundayım. Yine halk arasında sık sık söylenen 'Tüyü bitmemiş yetimin hakkı' diye de bir tabir vardır... Hakikaten kamu kaynaklarında hepimizin, hatta doğacak çocuklarımızın ve onların çocuklarının da hakkı vardır. Kamu kaynakları, birilerini zengin etmek için değil kamu çıkarları için kullanılmalı. Bu noktada özellikle siyasetçilere seslenmek istiyorum… Hepimizin vergilerinden oluşan bütçeleri ve taşınır-taşınmaz kamu kaynaklarını amacının dışında hoyratça kullanmayın. Asgari ücretle geçinmeye, çocuklarını okutmaya çalışan milyonlarca dar gelirliyi, işsizi, fakir fukarıyı düşünün…
Kamu kaynaklarının faiz adı altında bu ülkeyi sömüren ve resmen tefecilik yapan belli kesimlere akıtan düzene son verilmedikçe milyonlarca dar gelirli insanın hayat standartlarında iyileşme olmaz. Vergi sistemimizde çok büyük adaletsizlikler var. Milyonları götürenlerle sıradan esnafın aynı vergiyi ödemesi hangi vicdana sığar. Kayıtdışı ekonomi mutlaka kayıt altına alınmalı, vergiler gerçek kazanca göre adil ve makul düzeylere indirilmelidir. Bunlar yapıldıktan sonra vergisini ödemeyen veya kaçırmaya çalışanların üzerine en sert tedbirlerle gidilmelidir. Tabii en önemlisi de halk ödediği verginin nerelere harcandığını şeffaf bir şekilde görebilmelidir. Demokrasi hesap verme rejimidir. 
Bir de ‘Minareyi çalan kılıfı hazırlar’ derler ya… Öyle bir sistem olacak ki artık hiç kimse hırsızlığına bir kılıf bulamayacak. Almanların da bir sözü vardır: ‘Güvenmek iyidir ama emin olmak en iyisidir’ derler. Devlet herkese potansiyel suçlu gözüyle bakmamalı ama yanlışa da asla müsaade etmeyecek mekanizmalar geliştirmelidir. Bal tutan parmağını yalayamazsa ancak sosyal eşitsizliklerimizi makul seviyelere çekebiliriz.

 

Bu yazı toplam 750 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Boğaziçi Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim