İlgezdi 24 Ayda yaptıklarız
Kartalspor'da iki kadro dışı
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ KUTLAMAK YA DA VAN’DA ÖĞRETMEN OLMAK

BÜLENT GÜRLER
Öncelikle tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü içtenlikle ve saygıyla kutluyorum. Öğretmenler gününüz kutlu olsun… Ne zordur değil mi öğretmen olmak ve bunca insanın eğitimini tek
02.12.2011 / 00:00




Bilirim zordur…



İnsan dünyaya ilk geldiği andan itibaren; hissetmeye, dokunmaya, yemeye muhtaçtır. Muhtaç olmak zorunda bırakılmıştır! İlahi sistem bunu gerektirir. Muhtaç olduğunu anlamak, kul olmanın farkındalığını yaşamak. Tüm bu sistemi ve düzeni öğrenmek için, yaşaması için anne ve babaya ihtiyacı vardır.



Büyüyen ve gelişen insan; artık okumayı da yazmayı da öğrenmesi gerektir, çünkü çağdaş medeniyetler seviyesine kendisini ve ülkesini taşıması gerekliliğini de hisseder.  Bunun için bilimselleşmesi ve ahlaki yapısının da yerine oturması gerekir. Bunun için ise; bir yol göstericiye, bir rehbere, bir öğreticiye gereksinimi vardır. Bu öğretici onun için, anne ve babadan hemen sonra gelir.  Öğretmen; rehberi olur insanın, yol göstericisi, eğiticisi ve öğreticisi. Eğitim ve öğretim deriz hep, yani önce eğitim sonra öğretimdir.



Öğretmenler…



Ne büyük bir işin, kutsal bir mesleğin, doktrinin bir cümlelik ismidir; öğretmen. Ne yazık ki, yılda bir kere hatırlar, hediyeler verir, hallerini hatırlarını sorar, maaş yetersizliğinden, barınma eksikliğinden dem vuru, birileri(sendikalar) onların adına konuşur  ve tüm bu mutluluk verici haller bir sene sonraya tekrar var edilmek üzere, bir köşeye gömülür.



Gerçekten böyle değil mi?



Eğitimde gelinen son noktaya baktığımda; köklü değişimlerim yapıldığını, sistematik bir takvim oluşturulduğunu, hatta bir çok yeni düzenlemelerin ki; bu düzenlemeler bakanlar kurulunda imzadadır-beklediğini biliyorum, takip ediyorum. Hatırı sayılır işler yapılıyor, yapılabiliniyor! Bu yeni sisteme adapte olmaya çalışan, bir sınıfta kırk öğrenciye dersini anlatan, geleceğe yön veren bu insanların; öğretmenlerin, hala biz maaşlarını ve haklarını konuşuyorsak bir yerde bir yanlış yapıyoruz demektir. Unutmayın; eğitime harcanan para boşa giden para değil, gelecekte ülkemize dönecek olan milli servettir.



Acı değil mi?



Sınıfa girdiğinde, maddi sıkıntılarını kapının ardında bırakamayıp, kendisiyle beraber sınıfın içerisine sokan, gelen son doğal gaz zamları ile ısınamayan bir öğretmen, yeni adaptasyonunu nasıl gerçekleştirir. Olayı ajite etmek istemiyorum ama; Türk milli takımının yardımcı hocasının yüz otuz bin Tl. aylık maaş aldığı bir ülkede, bu sorunları dile getirmek, çokta önemsiz olmasa gerek. Sistemde ise en çok takıntılı olduğum konu; en başarısız bir öğrencinin bile sınıfta bırakılmayarak geçme zorunluluğu. Bir öğrencinin en korkulu rüyasıdır, sınıfta kalmak ve siz bu korkuyu da elinden alırsanız öğrencinin, geleceğin hayallerini de yıkmış olursunuz. Çünkü o minik korkuyla, hak etmediği bir başarı karşısında yenilgiye uğramamayı öğrenerek çalışması ve başarması gerektiğini anlayan bir öğrencinin

Etiketler:
Bu yazi toplam 93 defa okundu
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR