GÜL'ÜN AK PARTİ'YE DÖNMESİNDEN DAHA TABİİ BİR ŞEY YOK

GÜL'ÜN AK PARTİ'YE DÖNMESİNDEN DAHA TABİİ BİR ŞEY YOK
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, AK Parti Olağanüstü Kongresi'nin 27 Ağustos Çarşamba günü saat 10.00'da toplanacağını söyledi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, AK Parti Olağanüstü Kongresi'nin 27 Ağustos Çarşamba günü saat 10.00'da toplanacağını söyledi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, “Önümüzdeki süreçte AK Parti’nin genel başkanı, dolayısıyla başbakan olacak şahsı belirlemek üzere yapacağımız kongreye Sayın Başbakanımızın başbakanlığında ve genel başkanlığında gideceğiz. Bu tarih belirlenmiştir. Bu tarih 27 Ağustos Çarşamba günü saat 10.00’dur" dedi.
Çelik, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, AK Parti Genel Merkezinde düzenlenen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken, basın toplantısı düzenledi.
Cumhurbaşkanı seçiminin hayırlı olmasını dileyen Çelik, "Halkımız büyük bir olgunlukla sandığa gitti vatandaşlık görevini yerine getirdi, oyunu kullandı ve iradesini ortaya koydu" dedi.
Seçime katılımın daha yüksek olmasını istediklerini dile getiren Çelik, katılımın düşük kalmasının birçok sebebi bulunduğunu ancak en önemli sebebin ağustos ayının rehavet ve tatil ayı olması olduğunu söyledi. Çelik, "Öyle veya böyle yüzde 74'e yakın, 73 küsur katılım oranı Avrupa'da yapılan seçimlerin hemen hemen hepsinden daha yüksek bir katılım oranıdır. Biz tabii yüzde 89-90 küsurluk katılım oranlarına alıştığımız için bu biraz bize düşük geliyor ama yüzde 70'in üzerinde bir katılım demokrasilerde aslında normal bir katılım olarak kabul edilmesi gerekiyor" diye konuştu.
Seçim sonuçlarının dün netleştiğini söyleyen Çelik, sonuçların iktidar, muhalefet ve halk açısından güzelliklere vesile olmasını dilediğini söyledi. 
"Sayın Başbakanımız halkımız tarafından seçilmiştir" ifadesini kullanan Çelik, "Sayın Başbakan, mazbatasını almadan, yemin etmeden fiilen cumhurbaşkanı değildir. Şu anda Türkiye'nin fiilen bir cumhurbaşkanı vardır, görevinin başındadır. Sayın Abdullah Gül 11. cumhurbaşkanımız görevine devam etmektedir. 28 Ağustos'a kadar da yani Sayın Başbakanımıza bu görevi devredinceye kadar da bu görevine devam edecektir" şeklinde konuştu.
Çelik, AK Parti'nin kuruluşu sonrasında kendi içinden 2 cumhurbaşkanı çıkarmasının, hareketlerinin başarısı açısından ve milletin hareketlerine gösterdiği teveccüh açısından takdire şayan olduğunu dile getirdi.
Hiçbir başarının tesadüfi olmadığını anlatan Çelik, şunları kaydetti:
"Durup dururken insanlar size destek vermezler. Birileri öyle okuyor birileri böyle okuyor, ben şunu da söyledim dedim ki, 'Öyle veya böyle' diyebilirler 'muhalefet söylenmesi gereken her şeyi söyledi, iktidar söylenmesi gereken her şeyi söyledi, halk kararını verdikten sonra bu iş bitmiştir'. Ben özellikle bundan sonra daha ılımlı bir üslubu, daha yapıcı bir barış dilinin hakim olması gerektiğini şahsen temenni ediyorum. Sayın Başbakanımız dün balkon konuşmasında kucaklayıcı, kapsayıcı, gerginliği azaltıcı ve millete olan şükran borcunu ifade edici bir konuşma yaptı."
Rakiplerinin hezimetiyle alay etmeyecek, hafife almayacak kadar tecrübe sahibi olduklarını aktaran Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eğer seçim sonuçları üzerinde yorumlar yapmaya kalkışırsam ben gerçekten söyleyecek çok şey var. Hatırlarsanız burada yine bu kürsüde şunu söylemiştim: CHP ve MHP bir çatı adayı gösterdi 'hayırlı olsun' dedik. Yanına 12 parti daha ilave oldu ve dediler ki 'Biz bu Türkiye, bir çatı adayıdır'. Şimdi çatı adayın alabildiği, netice itibarıyla aldığı oy  38,4. CHP ve MHP’nin de son seçimde aldığı oy oranının bir hayli altında bir oy oranıyla bu işi bitirdiler. Ben o diğer peşlerine takılanlarla ilgili olarak İngilizce bir tabir kullanmıştım, hatırlarsanız dedim ki onlar için, İngilizcede 'next to nothing' denir, 'hemen hemen hiçbir şey' ve öyle oldu. Referandumda da aynı şey yapıldı, bir şeyi eğer Hakk takdir ederse halk da bunu isterse hiçkimse buna mani olamaz. Halk iradesini, gücünü ortaya koymuştur ve bu sonuç gerçekleşmiştir."
Seçim sonuçlarına AK Parti cephesinden bakıldığında sadece Tunceli, Hakkari ve Şırnak'ta yüzde 20’nin altında oy aldıklarını bildiren Çelik, şöyle devam etti:
"Bunun dışında Türkiye’nin her tarafında yüzde  30'un altında neredeyse oyumuz yok, Iğdır'da sanırım yüzde 27'lik bir oyumuz var. Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nun, çatı adayın, ben zaten Selahattin Demirtaş'ın aldığı oylarla mukayese etmiyorum, Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nun aldığı, orada önde olduğu illerde bile yüzde 40, yüzde 40'ların üzerinde, bazı yerlerde burun farkıyla, hani şu harita boyanıyor ya, diyelim ki Manisa'ya bakıyorsunuz gıdım bir fark var, Balıkesir'e bakıyorsunuz çok küçük bir fark var. Bunları çok önemsemiyoruz ama böyle bir sonuç çıkmıştır. Fakat çatı adayı 50 vilayette yüzde 40'ın altındadır, 30 vilayette 29'un altındadır, 20 vilayette 16'nın altındadır, 11 vilayette yüzde 10'un altındadır, yine 11 vilayette yüzde 5'in altındadır."
"Bütün partilerimizin Türkiye partisi olması bizim arzumuzdur" ifadesini kullanan Çelik, "Bölgesel siyaset yapan değil, bütün Türkiye'yi kucaklayan partiler olması gerekiyor. CHP'nin Türkiye'nin 81 vilayetinde var olması bizim arzumuzdur, MHP'nin Türkiye'nin her noktasında siyaset yapabilmesi bizim arzumuzdur, BDP HDP'ye dönüştü, HDP'nin de Türkiye'nin her noktasında siyaset yapması ve bir Türkiye partisi olması demokrasimiz açısından son derece hayırlıdır, önemlidir" değerlendirmesini yaptı.
Seçim sonuçları değerlendirmesi
Seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çelik, "Doğu ve Güneydoğu esas alındığında AK Parti oralarda birinci partidir. Oralarda maalesef belki geçmiştekiler kadar olmasa bile özellikle sınır ilçelerde PKK tehditlerine vatandaşlarımız maruz kalmıştır, Erzurum’un güney ilçeleri de dahi olmak üzere. Bunun da özellikle altını çizmek isterim" diye konuştu.
"Sayın Başbakanımız seçildiğine göre, Cumhurbaşkanlığı Abdullah Gül Bey’den devralacağına göre, 28’inde Sayın Abdullah Gül Bey’in görev süresi sona erecek, bizim yeni bir genel başkanla, başbakanla yola devam etmemiz gerekiyor" diyen Çelik, şunları kaydetti:
"Daha önce Sayın Başbakan da, biz sözcüler de defalarca açıkladık; seçilecek olan kişi hem başbakan hem genel başkan olacak. Yani genel başkan ayrı başbakan ayrı olmayacak.  Hatırlarsanız, 2002’de Sayın Başbakanımız seçime sokulmadığı için, milletvekili seçimindeki o yolu kesildiği için genel başkanlığı Sayın Abdullah Gül Bey 58. Hükümeti kurdu. O bir zaruretten kaynaklandı. Bugün böyle bir zaruret yok."
AK Parti’nin girdiği her virajda birilerinin, partileri üzerinden bazı senaryolar yazdığına işaret eden Çelik, şöyle devam etti:
"Bu olumsuz senaryoları, bu kötü senaryoları bizim ortak irademiz, AK Parti’nin ortak iradesi, millete dayalı siyaset yapma anlayışı bertaraf etmiştir. 2002’de başbakanlık kavgası çıkacak dediler. Sayın Başbakanımız da kim başbakan olsun şeklinde bir istişarede bulundu, hepimiz aşağı yukarı Abdullah Gül Bey’i işaret ettik. Böylece 58. Hükümeti Abdullah Gül Bey kurdu. Ben o kabinede Kültür Bakanıydım.  Sonra Sayın Başbakanın yasağı kalktı, Siirt'ten aday oldu. Daha önce meydanda şiir okuduğu ve yasaklı hale geldiği ilden, tevafuka bakın bir de Sayın Başbakan oranın eniştesiydi, sloganı da 'yiğit düştüğü yerden kalkar' şeklindeydi, Sayın Başbakan Siirt’ten aday oldu, yüzde 85 oy aldı. Aynı gün Abdullah Gül Bey, siyasi nezaketi gereği istifa etti ve 58. Hükümet düşmüş oldu. Sayın Başbakan, 59. Hükümeti kurdu ve 15 Mart 2003’te Sayın Başbakan 59. Hükümetin başbakanı oldu.
2007’de cumhurbaşkanlığı meselesinde yine bizim adımıza kötü senaryoları birileri yazmaya başladı. Cumhurbaşkanlığı postu üzerinden kavgalar olacak, kim cumhurbaşkanı olacak dediler. Orada da özellikle bu tür hevesi olanların heveslerini kursaklarında bıraktık. Büyük bir dayanışma ruhuyla istişareyi çalıştırarak, ortak aklı çalıştırarak, Abdullah Gül Bey’i cumhurbaşkanlığına aday gösterdik. 367 engelini önümüze koydular, halka gittik, yüzde 47 ile güçlenerek geldik. Tekrar cumhurbaşkanlığına aday olarak Abdullah Gül Bey'i ilan ettik ve TBMM’de milletin vekilleri olarak Sayın Gül’ü seçtik. Sayın Abdullah Gül, şanla, şerefle 7 yıl cumhurbaşkanlığı yaptı. Bizim bildiğimiz, o alıştığımız cumhurbaşkanları gibi cumhurbaşkanlığı yapmadı. 81 vilayeti fellik fellik gezdi, halkın içinde oldu, halkın yüreğine dokundu. 77 ülkeye ziyaretlerde bulundu. Ülkesini temsil etti. Uçaklar dolusu işadamlarını, onlar için başka imkanlar, pazarlar bulmak, ülkeler arasında ilişkileri geliştirmek üzere dünyanın dört bir tarafına götürdü. Uluslararası platformlarda ülkesini kendisine yakışan vakarla temsil etti."
"Nasıl başbakan olduysa öyle bir cumhurbaşkanı olacak"
Çelik, bazılarının da "Sayın Başbakanımızın Köşk’e çıktıktan sonra nasıl bir cumhurbaşkanı olacağını" sorduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
"Arkadaşlar, Türkçemizde güzel bir atasözü var: Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Sayın Başbakanın 12 yıla yaklaşan bir başbakanlığı var. Sayın Başbakan nasıl başbakan olduysa öyle bir cumhurbaşkanı olacak. Yani Sayın Başbakanın başbakanlığı kendisinden önceki başbakanların başbakanlığına benzetemediği gibi cumhurbaşkanlığı da onlarınkine çok benzemeyecektir. Gördüğünüz gibi 24 saat kavramı üzerinden mesai yapan, ülkesinin dört bir tarafını, bırakın ili, ilçeleri, beldeleri, köyleri dolaşan, vatandaşın yüreğine dokunan onların nabzını tutan, derdini dert edinen, olması gerekenleri yapan, olmaması gerekenlere karşı duran bir başbakan gördük.
Şunun herkes farkındadır, bir kez daha teyit etmek isterim: Sayın Başbakan, Anayasa’dan ve yasalardan kaynaklanmayan bir yetkiyi asla kullanmayacaktır. Birileri, 'İşte fiili durum yaratacaklar.'  Anayasa’nın, yasaların vermediği bir yetkiyi esasen hiç kimse kullanamaz. Sayın Başbakanımız kanunlar çerçevesinde, hukuk devleti mantığı içerisinde elbette cumhurbaşkanlığı yapacaktır. Takdir edersiniz ki herkes kendi rengini, tarzını, tavrını biraz bulunduğu makama verir. Sayın Başbakanın bunu yapması eşyanın tabiatı gereğidir. Herkesin böyle bir beklenti içinde olduğunu biliyoruz. Bunu özellikle ifade etmek isterim."
Çelik, Cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, başbakanlığı ve genel başkanlığının ne zaman sona ereceğine ilişkin de şunları söyledi:
"28 Ağustos’ta TBMM’de kendisine mazbatası takdim edilip yemin ettikten sonra bu görevi sona erecek. Göreve başlama esastır. İki tane cumhurbaşkanı bir arada olmaz. Şu anda Türkiye’de fiili cumhurbaşkanı vardır. Ama halkın seçtiği cumhurbaşkanı şu anda vardır. ABD’de bildiğiniz gibi yeni başkan seçilir, eski başkanın, yeni başkan göreve başlayıncaya kadar geçirdiği süreye topal ördek denilir. Burada bu süre kaç gündür? Topu topu 18 gündür. Bu süre içinde mevcut cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanlığının kendisine verdiği bütün yetkileri kullanır. Ama Sayın Başbakan, cumhurbaşkanlığının hiçbir yetkisini kullanamaz. Şu anda seçilmiş olmasına rağmen resmen göreve başlamadığı için, mazbatasını almadığı için böyle bir yetkiyi kullanamaz."
"Büyük kongre 27 Ağustos Çarşamba günü"
"Bizim partimizin hukukçu kurmayları ve üniversitelerdeki birçok hocayla yapılan görüşmeler sonucunda böyle bir karara varılmıştır" diyen Çelik, "Dolayısıyla önümüzdeki süreçte AK Parti’nin genel başkanı, dolayısıyla başbakan olacak şahsı belirlemek üzere yapacağımız kongreye sayın başbakanımızın başbakanlığında ve genel başkanlığında gideceğiz. Bu tarih belirlenmiştir. Bu tarih 27 Ağustos Çarşamba günü saat 10.00’dur. AK Parti’nin tek bir maddeyle, tek maddeli gündemle yapacağı olağanüstü büyük kongre, 27 Ağustos Çarşamba günü saat 10.00’da toplanacaktır. Teknik bir tarafı var, çoğunluk sağlanamazsa bir gün sonra ama böyle bir şeyi ihtimal dahilinde görmüyoruz. Biz bunu ayın 27'sinde bir araya geleceğiz ve bitireceğiz" şeklinde konuştu.
"MKYK'da isimlendirme meselesi üzerinde durmadık"
Büyük kongredeki adayın kim olacağına ilişkin konuya da değinen Çelik, şunları kaydetti:
“Biz bu MKYK’da isimlendirme meselesi üzerinde durmadık. Sayın Başbakan, bu süreçte bütün MYK, MKYK üyeleriyle , milletvekilleri arkadaşlarımızla, gerekli gördüğü diğer camiamızın diğer yetkilileriyle istişarelerde bulunacaklar. Tekrar ortak akılla bir isim üzerinde anlaşacağız ve büyük kongreye o isimle gideceğiz. AK Parti’de bugüne kadar bütün kongrelerimiz büyük bir olgunlukla ve AK Parti camiasına yakışan tertip ve düzen içinde gidilmiştir. AK Parti kongrelerinde sandalyeler havada uçuşmaz, millet birbirini harap etmez, kavga etmez, gürültü yapmaz. Kanunlar çerçevesinde ve bütün dünyada örnek olacak, Türkiye'deki diğer partilere örnek olacak şekilde bugüne kadar büyük kongreler yaptık. İnşallah bu olağanüstü kongremiz de böyle olacaktır."
Kongrenin, parti tüzüğünün 70. maddesine göre yapılacağını dile getiren Çelik, "70. maddede, herhangi bir durumda MKYK olağanüstü bir kongre kararı alabilir. AK Parti’nin tüzüğünün 70. maddesine göre bir karar alınmıştır. Kararın öncelikle AK Parti camiasına, AK Parti’nini kaderinin Türkiye’nin kaderiyle özdeşleşmiştir dedik, tabii AK Parti Genel Başkanı ve aynı zamanda Türkiye’nin başbakanı olacağı için, ülkemiz için bu kararın hayırlı olmasını diliyorum, önümüzdeki günlerde de kimse AK Parti’den kavga, gürültü, patırtı, kaos, çatışma beklemesin. Bu beklenti içinde olanlar inşallah tarafımızdan yanıltıldıklarını bir kez daha görecekler" ifadelerini kullandı.
"Bu arada yüzde 52  ile seçilen bir cumhurbaşkanı var. Güçlü halk desteğine sahiptir. Gelen başbakanla çatışma olmayacak mı? Tabii kamuoyunda sorulan sorulara siz sormadan ben cevap veriyorum" diye konuşan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yüzde 52 halk desteği arkasında olan bir cumhurbaşkanı var. Yüzde 50 oy çoğunluğuyla iktidara gelen, halk tarafından iktidar olarak tayin edilen bir partinin içinden çıkacak hükümet işbirliği, güç birliği, anlayış birliği yaptığı zaman, Türkiye’de bir şeyler kötüye değil çok daha iyiye gidecektir."
"Türkiye, istikrar adası olmak durumunda"
Çelik, Türkiye'nin etrafının ateş çemberi olduğunu, birçok ülkenin yönetilemez durumda bulunduğunu kaydederek, şöyle konuştu:
"Bunları teker teker saymama gerek yok. Kuzeyimizde de var, doğumuzda da var, güneyimizde de var. Efendim, Güneydoğu’muzda da var. Bütün bu manzara içinde Türkiye, burada istikrar adası olmak durumunda, bölgesinin barışına katkı sağlamak durumunda, dünyada saygınlığını artırarak muhafaza etmek durumundadır. Elbette daha da önemlisi, bizim birlikteliğimiz, huzurumuz her şeyin üstündedir, siyasi partilerin, bütün hükümetlerin, cumhurbaşkanın, bakanların, herkesin varlık sebebi, halkın refah ve mutluluğunu temin etmektir. Eğer bunu yapabilirsek bundan sonraki süreç çok daha güzel olacaktır."
"Bahçeli'nin kendisini gözden geçirmesi gerekiyor"
Muhalefete yönelik de eleştirilerini dile getiren Çelik, şöyle konuştu:
"Ben burada iktidar sözcüsü sıfatıyla bir kez daha muhalefete sesleniyorum. Dün Bahçeli'yi dinlerken, bir kez daha çok üzüldüğümüzü ifade etmek isterim. Bahçeli'nin kendisini gözden geçirmesi gerekiyor. Her cümlesi küfür olan, her cümlesi hakaret olan bir Bahçeli, eminim ki kendi tabanına, halka da asla muhlis gelmiyordur. Biz iktidarız, om büyük bir sorumluluk var fakat biz kimsenin şamar oğlanı falan değiliz. Bizim de izzeti nefsimiz var. Bize bel bağlayan, kitlelerin izzeti nefsi söz konusudur. Dolayısıyla bizi onlara cevap vermek zorunda bırakmasınlar. CHP seçim sonuçlarına göre, kendi içinde bir hesaplaşmaya gider, şunu yapar, bunu yapar, o CHP’nin meselesidir. Ben CHP'nin de birbirine girmesini istemem. MHP'nin de girmesini istemem ama herkesin bir muhasebe yapması gerekiyor."
"2015 seçim çalışmaları AK Parti'de başlamıştır"
Çelik, parti olarak kendilerinin seçim sonuçlarına ilişkin ciddi bir değerlendirme yapacaklarını herkesin bilmesi gerektiğini kaydederek, şöyle dedi:
"Biz şu ilde daha iyi alabilirdik, şu oranın üzerine çıkabilirdik. En iyi, iyinin düşmanıdır mantığıyla her zaman seçimden galip çıkan AK Parti, mağluplardan daha iyi bir özeleştiri yapmıştır. Mağluplardan daha iyi bir muhasebe yapmıştır. Buna inanmanızı isterim. Bizde gelecek seçim, bir sonraki pazartesi günü başlar. Bugün 2015 seçim çalışmaları AK Parti'de başlamıştır, buna inanmanızı isterim. Kurumsal olmak, gerçekten size bel bağlayanlara, milyonlara ümit vermek böyle mümkün olabilir. Sayın Başbakanımız, 21 milyon oy almıştır. Bunun çok büyük sorumluğu var, omzumuzdaki yük biraz daha artmıştır."
"Gül'ün AK Parti'ye dönmesinden daha tabii bir şey yok"
Çelik, bir gazetecinin "MKYK devam ederken Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nden Sayın Abdullah Gül'den sorular üzerine bir açıklama geldi. Bundan sonraki siyasi hayatıyla ilgili AK Parti'ye döneceğini açıkladı. Bunu nasıl yorumluyorsunuz" sorusu üzerine Çelik, Gül'ün AK Parti'ye dönmesinden daha tabii bir şey olamayacağını belirtti. Çelik, şunları söyledi:
''Yani bu herhangi bir insana söyleseniz hiç kimseye sürpriz gelmez. Sayın Abdullah Gül'ün CHP'ye MHP'ye ya da İşçi Partisine dönmesini bekleyen var mı içinizde? Sayın Abdullah Gül, bu partinin kurucusudur, bu partinin ilk siyasi ve hukuk işlerinden sorumlu genel başkan yardımcısıdır. Sonra bu partinin içinden çıkan 58. hükümetin başbakanıdır. Sonra dışişleri bakanı ve başbakan yardımcısıdır. Sonra bu partili üyelerin seçtiği cumhurbaşkanıdır. Dolayısıyla biz mevcut Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül'e, yeni seçtiğimiz Başbakanımıza biz konumlarından ziyade başbakan, başbakan yardımcısı, parti genel başkanı, cumhurbaşkanı sıfatlarının çok ötesinde onlara ağabeylerimiz gözüyle bakıyoruz ve daha önce burada defalarca söyledim. Sayın Abdullah Gül ile sayın Başbakan Erdoğanarasında birileri bir çatışma bir küsüşme filan bekleyebilir. Onların da hevesleri kursağında kalacak. Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'la mevcut Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül daha önce de söyledim, birbirlerinin rakibi alternatifi değil birbirlerinin mütemmim cüzüdürler dedim."
Konumların önemli olmadığını vurgulayan Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:
''Eski Meclis Başkanı Türkiye'nin ikinci adamıdır. Sayın Mehmet Ali Şahin, şu anda AK Parti Genel Başkan Yardımcısıdır. Sayın Bülent Arınç,  eski Meclis Başkanıdır, şu anda Başbakan Yardımcısıdır. Bizler, ben 7 yıl bakanlık yaptım, şu anda partimin sözcüsüyüm ve genel başkan yardımcısıyım. Dolayısıyla konumlar önemli değil. Birisinin konumu A, B, C olabilir. Sayın Gül, partiye dönmek istediği zaman Sayın Başbakan katıldığı birçok televizyon programında söyledi, 'Sayın Gül'ün başımızın üzerinde yeri var' ve 'biz onu hasretle kucaklamaya, bağrımıza basmaya bir kez daha parti çatısı altında basmaya hazırız. Ama bu dediğim gibi bu zaman Sayın Cumhurbaşkanımızın durumu bunlar daha sonraki süreçte tabii ki konuşulacaktır.''
Kongre tarihi olan 27 Ağustos'un Cumhurbaşkanı Gül'ün görev süresinin dolmasının bir gün öncesi olduğu belirtilerek ''Tarih böyle olunca da bazı yorumlar yapıldı, Gül'ün engellenmeye çalışıldığı şeklinde. Bu yorumlara yanıtınız ne olur? Neden tarih 27 Ağustos" sorusu üzerine Çelik, ''Bu tarih Sayın gül'ün gelmesiyle ilgili değil, Sayın Başbakanın gitmesiyle ilgilidir. Bu kadar söyleyeyim. Arif olan zaten anlar'' yanıtını verdi.
"Parti Başbakan'a evladı kadar yakın"
Çelik,  Başbakan Erdoğan'ın AK Partiyi evladı gibi gördüğü yönünde söylemlerini hatırlatarak ''AK Parti benim kardeşim, bir başkasının amcası, bir başkasının amcasının oğlu kadar yakın olabilir, ama Sayın Başbakana evladı kadar yakın olan kendi kurduğu bir müessesedir. Dolayısıyla bu Abdullah Beyin gelişiyle ilgili değil, Sayın Başbakanın gidişiyle ilişkilendirilirse bence çok daha sağlam bir zemin üzerinde tartışma yürümüş olur'' ifadesini kullandı. 
"Birden fazla adaya ihtimal vermiyorum"
Kongrede tek mi yoksa iki aday mı olacağının sorulması üzerine de Çelik, kendisinin birden fazla adayla gidilebileceğine ihtimal vermediğini anlatarak ''Yani kimsenin önünü kapatma manasında bunu söylemiyorum. Ama bugüne kadar AK Parti'nin teamülleri bugüne kadar yaşadıklarımız, partimizin işleyiş şeklinden ben böyle bir sonuç çıkarıyorum'' dedi.
Üç dönem kuralında bir değişikliğin olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine de Çelik, şunları kaydetti:
''Üç dönem kuralına tabi birisi de olabilir. Çünkü seçime götürecek kişiyi şu anda halihazırda milletvekilidir, genel başkan ve başbakan olabilir. Farklı mülahazalar da gündeme gelebilir. Birinci dönem milletvekilliği olan bir arkadaşımız da olabilir, ikinci dönem milletvekilliği olan bir arkadaşımız da olabilir. Biz bunu isimlendirme meselesini konuştuğumuz zaman bu dediklerinizi konuşacağız. Bugünkü MKYK'da bu mesele gündeme gelmedi.''
''Sayın Gül hesap yapacak biri değil''
Sayın Abdullah Gül gelmek isterse, başımızın üstünde yeri vardır dediniz. Az önceki resepsiyondaki sözleri, ifadeleri gelmek istediğinin bir göstergesi olarak rahatlıkla okunabilecek ifadeler" denilmesi üzerine Çelik, "Biz de hoşgeldiniz sefa geldiniz diyoruz" karşılığını verdi. 
"Abdullah Gül, milletvekili olmadığı için ve kongrede aday olamayacağı için en az bir 10 ay kenarda beklemesi gerekecek. Söylenen bu anlama gelmiyor mu?" sorusunu Hüseyin Çelik, şöyle yanıtladı:
"Bu teknik çıkarımları siz istediğiniz gibi yapabilirsiniz ama ben şunu söylüyorum: Sayın Gül partiye döndüğü zaman bir bugüne kadar tecrübe birikimiyle bugüne kadar gerçekten yaptığı hizmetleri arkasına alarak partiye geldiği zaman, ben başka bir toplantıda da söylemiştim. Herhalde Sayın Gül, partiye döndüğü zaman ya yani evet bir unvanı olmadan da parti üyesi olunur, o partiye hizmet edilir veyahutta eğer bir unvan ve görev verilecekse bugüne kadar yaptığı görevler göz önünde bulundurularak bu olabilir. Sayın Gül'ün gidip herhalde Kayseri'de il başkanı olmasını kimse beklemiyor. Ben bir ara böyle söylediğimde, Kayserili bazı arkadaşlar, "Ya Kayseri İl Başkanlığı', haşa Kayseri İl Başkanlığı bizim için çok önemlidir. Ben bu arada Kayserililere yüzde 66'lık oy oranından dolayı da şükranlarımızı ifade ediyorum. Orada söylemeye çalıştığım şudur: Sayın Gül tabii uzun yıllar Kayseri milletvekilliği yaptığı için bunu söylüyorum. Dolayısıyla neticede bir partinin çatısı altında hizmet etmek illa başbakan, genel başkan, genel başkan yardımcısı olmayı gerektirmeyebilir. Sayın Gül de bu hesapları yapacak olan bir insan değil. Nitekim hatırlarsanız 'benim bir hesabım yok' dedi. 'Hesabım yok' demek arkadaşlar 'ben hasbiyim' demektir. Hasbi kelimesi ile ilgili sözlüğe bakılırsa bunun ne anlama geldiği ifade edilir. Sonra arkasından şunu da ilave etti. Dedi ki: 'Ben bir siyaset dünyasının parçasıyım. İçinden çıkıp geldiğim bir partim var. Beni buralara taşıyan da bu partidir. onların ne düşündüğü onların ne karar verdiği son derece önemlidir. Dolayısıyla Abdullah Gül Bey bu hesapları yapmayacak olan bir insandır. Onunla ilgili olarak siz istediğiniz yorumları yapabilirsiniz ancak benim söyleyeceklerim bundan ibarettir.''
Seçim sonuçlarının başta diğer partiler olmak üzere AK Parti açısından da beklenenden düşük geldiği hatırlatılarak ''Oy oranının yüzde 2 ve 3 oranında olsa bile düşük olması başbakan belirlenmesinde etken olacak mı''sorusu üzerine Çelik, anketleri yapanların çok yanıldığı kanaatinde olmadığını, her araştırma şirketinin araştırmasını yayınlayınca artı eksi, 2-2,5 arasında  bir marj koyduğunu söyledi.
"Bu seçimin bir galibi ve mağlubu var''
Sandıklar açılmadan yapılanların  bir öngörü, perspektif belirlemek olduğunu ifade eden Çelik, ''Dolayısıyla yüzde 52, 53, 54 olabilir. Sanırım bir firma yüzde 57 olarak ilan etti. Ama bu çok önemli bir mesele değil. İç Anadolu'da ilginçtir, seçime katılma Ege'den daha düşüktür, çatı adayının birinci olduğu Akdeniz ve Ege'den daha düşüktür. Bunlar birer faktör olabilir dolayısıyla bunun üzerinde durmuyoruz
Mühim olan şudur: Maç yapan bir takım 3-0, 4-0, 5-0 galip gelmek ister. Ne kadar çok gol atarsanız skorunuz o kadar artmış olur, averajınız artmış olur. Ama mühim olan 3 puanı almaktır. 3 puanı AK Parti almıştır. Bu seçimin bir galibi, mağlubu vardır. Berabere biten bir seçim falan da olmamıştır bu. Yüzde 52 bizim için tatmin edici midir? Biz milletimizin bizim için biçtiği orana şapka çıkarır teşekkür ederiz. Şükranlarımızı hem Başbakanımız hem sözcülerimiz ifade etti."
''Başbakan Erdoğan bu süreçte bu istişarelerinde devir teslim töreninden önce Gül ile görüşmesi ve istişarenin bir ayağının da öyle devam etmesi beklenebilir mi" sorusunu Çelik, şöyle yanıtladı:
"Beklenebilir. Sayın Başbakanımız Sayın Cumhurbaşkanımızla zaten sürekli görüşme halindedir. Bir resmi olan görüşmeler var haftada bir başbakanın cumhurbaşkanıyla yaptığı görüşmeler var. Ama Sayın Gül ile Sayın Erdoğan arasında böyle bir resmiyete hiçbir zaman gerek yok. Onlar istedikleri zaman görüşüyorlar. Eğer Sayın Abdullah Gül'ü AK Parti camiasının çok önemli ferdi olarak kabul ediyorsak bugünkü cumhurbaşkanlığı konumu sebebiyle tabii ki parti meselelerine giremez. Ama gayriresmi ortamlarda Sayın Başbakanımızın Cumhurbaşkanımızın bu meseleleri istişare yapması, olması gereken bir şeydir, büyük ihtimalle de bunu yapacaktır."
Bir başka soru üzerine de Çelik 27 Ağustos tarihinin MKYK'da ''oy birliğiyle'' alınmış olan bir tarih olduğunu vurguladı.
''Biz eğer ve meğerler üzerinden siyaset yapmıyoruz''
''28 Ağustos'tan önce Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül istifa ederse ne olur'' sorusu üzerine Çelik, ihtimal hesapları üzerinden hareket etmediklerini belirterek şunları kaydetti:
''Ben daha önce böyle bir soru, eğer böyle olursa, ya giderse şartlı cümleler biliyorsun daha çok kuruluyordu. O zaman ben Türkçedeki bir atasözünü hatırladım. Eğer şöyle olursa, eğer o şöyle giderse, meğer şu da şu hesabı yapıyormuş. Dedim ki: eğerle meğeri evlendirmişler, keşke diye nur topu gibi bir çocukları olmuş. Biz eğer ve meğerler üzerinden siyaset yapmıyoruz. Hukuk devleti içerisinde gelişmelere göre siz karar alır yolunuza devam edersiniz. Dolayısıyla hani Sayın Demirel çok kullanırdı 'Olmamış çocuğa don biçmeyin' derdi. 'Dereyi görmeden paçayı sıvamayın' derdi. Dere görürsek paçayı sıvarız.''
Kongrede  sadece genel başkan seçimi mi olacağı, MKYK seçimi yapılıp yapılmayacağının sorulması üzerine Çelik,  sadece genel başkanlık seçimi olacağını, genel başkan seçileceğini,  MKYK üyelerinin belirleneceği bir genel kongre olmayacağını söyledi.
''Seçmenin sandığa küsmesi ihtimali yok''
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, yerel seçimlerin gerisinde kalan katılım oranıyla ilgili olarak "seçmenin sandığa küsmesi ya da demokrasiye inancını kaybetmesi gibi bir ihtimalin söz konusu olup olmadığı" yönündeki soruya karşılık, "Öyle bir ihtimal yok'' dedi.
Çelik, mahalli seçimlerin "çok katılımlı ve çok faktörlü olaylar olduğunu ancak cumhurbaşkanlığı seçiminin tek faktörlü" olduğunu ifade ederek yerel seçimlerin aktörlerinin, seçmenleri çok farklı kanallardan motive ettiğini, sandığa gitmeye teşvik ettiğini aktardı.
"Referandumlarda da böyledir, mesela son referandum, bir önceki referanduma bakarsanız genel seçimdeki katılım kadar bir katılım olmaz, olmamıştır" diyen Çelik, insanların ayrıca birebir hayatlarına nasıl etki edeceğine baktığını söyledi.
Hüseyin Çelik, "Gerçekten bir protest oy mudur, bu incelenebilir ama bugünkü ortamda biz böyle bir oy olduğunu düşünmüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir