• BIST 96.048
  • Altın 277,068
  • Dolar 5,7342
  • Euro 6,3541
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 22 °C

BİR BAHÇELİ KLÂSİĞİ

GÖKSEL SERDAR


Her fırsatta seçimlerin normal takviminde yapılması gerektiği, erken seçimlerin ülkeye büyük zarar verdiği görüşünü ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin 'sürpriz' çıkışına kayıtsız kalmayıp erken seçime 'evet' dedi. Daha doğrusu erken seçim kararını Bahçeli açıkladı, 24 Haziran tarihini ise Cumhurbaşkanı Erdoğan belirledi. Herkes gibi ben de şu sorunun cevabını çok merak ediyorum: Durduk yere Sayın Bahçeli neden erken seçim istedi? Net olarak bilemesek de bu sorunun cevabına dair bazı ip uçları elbette ki var. 

Beştepe'de erken seçim kararının alındığı görüşmede Sayın Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, "Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi üzerinde fitne üreten, dedikodu imal eden, kriz ve kaosa gel gel yapan yerli ve yabancı mihrakların son dönemlerde faaliyetlerine hız verdikleri bellidir" diyerek Cumhur ittifakına zarar vermeye yönelik tertiplerden söz etmiş. Sayın Bahçeli'nin daha önce şiddetle karşı çıktığı Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini, bu ülkenin bekâ sorunun olmazsa olamazı gibi göstermesini son derece mânidar buluyorum. Keşke Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini hararetli savunduğumuz kadar, bir devlet için en büyük bekâ sorunu olan adaleti ve hukukun üstünlüğünü de savunabilsek.

"Muhakkak, Allah, adaleti, iyiliği, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar" âyet-i kerimesi, İslâm dininde adalete verilen önemi işaret eder. "Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür, adaleti öldürdüğün gün devlet de ölür" diyen Fatih Sultan Mehmet de bu konuya dair çok anlamlı bir mesaj vermiştir. Sadece mahkemelerdeki adalet değildir aslında kastedilen... Eğitimde, sağlıkta, ekonomide, siyasette, sporda vs. hayatın her alanında adaletin tesis edilmesi ve üstünlerin hukuk değil, hukukun üstünlüğünün sağlanması birlik ve beraberliğimiz için hayati derecede elzemdir.

2002 yılında da Sayın Bahçeli, DSP ve ANAP’la koalisyon hükümetini MHP'ye yönelik bazı tertiplerin yapıldığı kuşkusu üzerine bozmuş ve 3 Kasım 2002’de seçimlere gidilmesi kararı alınmıştı. Sonrasında yaşananlar ise hepimizin malumu. MHP için 3 Kasım 2002 seçimleri çok büyük bir hezimet oldu. 2016'daki “Fiili duruma hukuki boyut kazandırmak gerek” çıkışıyla da Türkiye'de Parlamenter Sistemin sonunu hazırlayan Sayın Bahçeli, baskın seçimle İYİ Parti'yi en azından şimdilik devre dışı bırakmak istedi. Zira AK Parti'nin, İYİ Parti'nin seçimlere girmesinin önünün açılması konusunda gerekirse yasal değişiklik yapılarak 6 aylık sürenin 3 aya indirilmesi önerisi MHP nezdinde karşılık bulmaması da bunu doğruluyor. Neticede Sayın Bahçeli’nin bu öneriye itiraz etmesi nedeniyle AK Parti'nin gündeme getirdiği bu formülden vazgeçildi.

Sayın Bahçeli’nin bu hesabı, karşı tarafın sürpriz bir hamlesiyle boşa çıktı. CHP’li 15 milletvekilinin partilerinden istifa ederek İYİ Parti’ye katılmasıyla İYİ Parti’nin Meclis’te grup kurarak, başka şartlara takılmadan 24 Haziran seçimlerine katılmasının ve Genel Başkan Meral Akşener’in cumhurbaşkanlığı adaylığının önü açıldı. Sayın Akşener, hukukun ve millet iradesinin önüne konan bu engelin aşılmasında CHP’nin ortaya kuyduğu tavrı, tarihi bir demokratik tavır olarak nitelendirdi. MHP lideri Bahçeli ise, “Demokrasi nutku atanların, ilkeli ittifaktan bahsedenlerin ayak ve siyasi oyunlara heves etmeleri tam bir çatırdama, tam bir siyasi çürüme halidir. Siyasi düşükler cezalarını sandıkta görecek” diyerek CHP ve İYİ Parti’ye sert tepki gösterdi. Son sözü ise elbette ki 24 Haziran’da millet sandıkta söyleyecek.
 

Bu yazı toplam 529 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Boğaziçi Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim